hayat sert ve acımasız 2

hayat sert ve acımasız 2
Ablamı arayıp boşanıyoruz dediğimden yarım saat sonra evimdeydi. Yaz günü evde boğazıma kadar çekili eşofmanlar ile otururken hüngür hüngür ağladım karşısında. Sevgili güzel ablacığım biten evliliğime ağladığımı zannederken. Ben saf salak bir şekilde heriflerin içki ve ot ile beni nasıl evire çevire siktiklerine ağlıyordum. Servet ve Selçuk erken gitmese belki kaç kere daha sikilecektim üç erkek arasında. Yanlarına gittiklerinde üç kişi beni yatağa atıp rahatlıkla sikerlerdi ama kimbilir bu taşra mafyaları kaç kişiye tecavüz etmişlerdi bugüne kadar. Onları mutlu eden bu tür oyunlar ile benim gibi çaresiz duruma düşmüşleri sikmekti demek ki. Onlara göre kendi isteğim ile altlarına yatmıştım. Öte yandan son defa masaya domaldığımda ise aklım gayet yerinde idi ve ben istemiştim Serhat’ın bir kez daha sikerek içime boşalmasını. Karmakarışık bir halde kafam ve en çok kendimi o son siktirmeme ağlıyordum. Ablam ağlama yüzün gözün şişmiş diyerek gitti. Şişkinliğin çoğu yediğim tokatlardan. Ablam gidince şehrin öbür ucundaki bir eczaneye gidip ertesi gün hapı aldım. Serhat’ın çocuğu istediğim en son şey olurdu.

Okulda kapalı giyindiğimden bir sorun olmadı. Okulun bitmesine iki hafta kaldığından zaten pek ders de yapmıyordum. Ama her gece duşa girerken acı ile sızlayan kadınlığım, azalmaya başlasalar bile kremler ile iyileştirmeye çalıştığım morluklar ayna karşısında ağlama krizlerine girmeme neden oluyordu. Her gecem uykusuz hayalet gibi gidip geliyordum okula. Ali’nin zavallı babası da bir gün bir iki kişi ile gelip çocuklarının eşyalarının alıp gittiler. İş bulmuş yurtdışında düzelir inşallah herşey dedi. Acıdım haline. Ev zaten babamın, okullar bitip biraz sakinleyince dönerim baba evine diye oturmama devam etme kararı verdik babamla.

Cumartesi bilmediğim bir numara aradı. İki kere daha arayınca açtım. Serhat iti.

– Bu cumartesi gelmene gerek yok. Pazar gelebilir dedi abim.

– Niye geleceğim tecavüzcü sapıklar diye bağırdım.

– Ne tecavüzü kızım. Geldin üçümüzün de altına yattın, kocanı kurtarmak için

Yine bağırdım küfür ettim.

– Lan dün seyrettik Selçuk ile güvenlik kayıtlarını. Sikin beni sikin beni diye bağırmışsın.

Kapattım telefonu. Yere oturup saatlerce ağladım. Orospu çocukları kayda da almıştı demek ki. Hatırlamaya çalıştım. Servet’in beni dilleyerek boşaltması, güle oynaya siklerini yalatmaları, Servet’in dev sikini almak için çaba harcamam, Serhat’a sik beni diye yalvarmam. Hiç de tecavüze uğramış bir halim yoktu. Derin bir kuyu kazmışlar ve salakça içine atlamıştım. Pazar günü de evden çıkmadım. Ne olursa olsun şantaj mı yapacaklar atarım kendimi bir yerden yeter artık. Pazar günü defalarca aradı bilmediğim numaralar açmadım. Güzel geniş bir aile yemeği biraz sakinleştirdi. Hatta ablam daha boşanma günü alınmamışken koca adaylarından bahsederek oha dedirtti.

Pazartesi öğle tenefüsü saati müdür bey çağırdı. Babam boşanmamdan haber verecekti. Onun sıkıcı muhabbeti şimdi. Odasına girer girmez şok olup kaldım. Serhat içeride oturmuş yanında oniki onüç yaşlarında bir kız çocuğu.

– Naber kuzen dedi. Dilim tutuldu kaldım. O yüzsüzce devam etti.

– Madem kuzen bu okulda bizim kızı da buraya yazdıralım. Hem müdür bey ile de tanışıp okulun eksikliklerine destek olayım dedim. Müdürün ağzı kulaklarında.

– Hadi biz bir yemeğe çıkalım beraber.

Müdür tabii kızım sen git kuzenle deyip uğurladı odasından.

– Ne cüretle gelirsin buraya diye söylendim.

– Yürü lan müdüre seyrettirmeyim kasedini. Kalbi durur herifin.

Okul bahçesinden başım döne döne çıktık. Tanımadığım çocuk ile birlikte masum görünümlü olarak okulun bekçisi bizi yolcu etti. Beni kaçırdıkları minibüsün içindeyiz şimdi şöför kısmı kapalı gözükmüyor arkada üçümüz. Biraz gittikten sonra şöföre seslenip durdurdu arabayı. Kız çocuğunun eline para tutuşturup sen şuradan atla bir taksiye doğru eve dedi. Çocuk iner inmez de enseme bir tokat indi arabanın yerine kapaklandım. Yerde iken karnıma bir tekme geçirdi. Yerde iken suratımı kendine çevirip burnumun ucundan sıktı.

– Suratını dağıtır bırakırım okul kapısına orospu. Sen kimsin lan abimin telefonunu açmıyorsun.

Kollarımı sıkarak karşısındaki koltuğa fırlattı. Başörtümden tutup suratımı arabanın camına yapıştırdı.

– Seni burada sikip götün açık atayım mı lan sokak ortasına. Simsiyah camlardan biz görülmesek bile şehrin en işlek caddesinden geçiyorduk. Yalvararak ağladım. Bir sigara yaktı o sigarasını içerken ben sadece ağlayarak yalvardım.

– Tamam zırlama sikmeyeceğim okula geri bırakacam seni. Kıçındaki don ne renk? Sustum.

– Ne renk lan donun?

– Pembe

– Çıkar ver bana.

– Hani bir şey yapmayacaktın?

– Yapmayacağım orospu. Görmediğim şey değil amın götün çıkar şu donunu.

Bacaklarımı fazla aralamadan koltukta kalçalarımı kaldırdım. Zorlanarak çekiştirerek çamaşırımı çıkardım ayağımdan. Uzattım. Aldı kokladı.

– Mis gibi amının kokusu. Yalamaya doyamadık abimle. Selçuk’ta ne amdı diye anlatıyor hala. Sustum.

Pantolonunun önünü açtı. Kalkmış sikini çamaşırıma sürttü. Çamaşırımı sikine doladı ağ kısmı başına geldi.

– Gel em hadi.

– Hayır sapık herif bırak beni.

– Bırakırım dedi. DIşarıyı gösterdi. Okulun karşısındaki caddede idik. Öğle arasındaki onlarca öğrenci arabanın çevresinde dolanıyordu.

– Hemen burada kıçındaki uzun eteği de alıp bırakırım. Görürler namuslu hocalarının koca götünü.

Sadece ben değil tüm sülalem yerin dibine girerdi herhalde.

– Biz ne dersek hemen yapacaksın yoksa her defasında cezan artar. Gel buraya onbeş dakika sonra okul başlayacak.

Bir eliyle donuma sararak oynadığı sikin önünde diz çöktüm. Gözlerimden yaşlar süzülüyor ama sinirden korkudan sadece titriyor ağlayamıyordum. Sikinin açık renkli mantar başını emerek başladım bir yandan da kökünü avuçladım ki işim çabuk bitsin.

– Yavaş orospu yavaş acelem yok. Şu kısa boylu öğretmen kim onun da götü güzelmiş. Senin götün de değirmen gibi yarak kurutur. Pardesü üzerinden kıçımı tokatlıyordu. Arada başımı hızla bastırıp sikini boğazıma değdiriyor, öğürerek çıktığımda ağzıma parmağına doladığı kokladığı kendi çamaşırımı sokuyordu.

– Taşaklarıma kadar alacaksın bu siki. Öğretecem sana.

Verdiği komutlara uyarak başını dilliyor gövdesini yalıyordum. Ucundan ilk sıvılar süzülmeye başladığında tekrar kılıf gibi çamaşırımı sikine geçirdi. O şekilde ağzıma sokup bağırarak boşaldı. Çamaşırı geçen ıslaklık ve ekşi tat dilime yayıldı. Kafamı çekti.

– Temizle hepsini donunla dedi.

Yarısı pamuklu yarısı tül donumun her yeri ile sikinden tüm akanları sildim. Donum ıslak bir top haline geldi. Sikinde kalanları da dilimle aldırdı.

– Şuraya koy dedi. Yere bıraktım. Ağzın yüzün dağılmış diyerek dolaptan çıkardığı meyve suyundan bir bardağa döktü. Bir ıslak mendil uzattı.

Arabada bir on dakika daha konuşmadan kaldık. Makyajımı düzelttim dudaklarıma yapışan döllerini sildim, meyve suyunu içtim. Ağzımdaki döl tadı kayboldu.

– Donunu giy ve git dedi.

İnanamayarak baktım. Donunu giyer gidersin ya da eteğini de indirir gönderirim. Ellerim titreye titreye döllerinden kuru yeri kalmamış çamaşırımı çektim bacaklarıma. Tüm bacaklarıma sürtüne sürtüne yayıldı spermleri. Ağındaki dölleri kadınlığıma yapıştı. Benimle birlikte arabadan indi. Güvenliğe kadar teslim etti. Okulun kocaman bahçesini bacakarama yapışan soğumuş dölleri ile vıcık vıcık olmuş çamaşırım ile çarpık çurpuk adımlar atarak geçtim. Ali’den ayrıldığımdan bu yana korunmuyorum. Kanamam yakın bir şey olmaz. Arkamdan seslenerek el salladı. Bu halde nasıl derse gireceğim? Öğretmenler tuvaletine girerek çamaşırı çıkardım bacaklarımı soğuk su ile sildim. Çamaşırımı önce çöpe atacaktım ki sonra döl kaplı bir çamaşır nasıl açıklanır diye çantamda bir köşeye sıkıştırdım. Öğleden sonraki tek dersimi donsuz halde, çocukların hocam iyi misiniz soruları altında kekeleyerek anlattım. Ders biter bitmez kendimi iyi hissetmiyorum diye müdürden izin alıp eve attım kendimi.

– Hocam yüzünüz kızarmış zaten gidin.

Ama eve yürüdüğüm o on dakika tam bir kabusa dönüştü. Hayatımda ilk defa çamaşırsız sokakta idim. Pardesüm altında belli olması imkansız. Garip olan bacakaramdaki ıslaklık. Acıyan dikleşen göğüs uçlarım. Sanki pardesümden bile görülecek göğüs uçlarım. Kontrol ediyorum bir şey yok. Attığım her adımda bacaklarım birbirine sürttükçe ateşim yükseliyor. Yol ortasında duraklaya duraklaya yürüyorum. Ter akıyor sırtımdan. Göğüs uçlarım sütyenime değdikçe bir dil üzerlerinde geziyor sanki. Bızırımın çevresinde bir karıncalanma ev biraz daha uzak olsa yolda bir köşeye oturup hıçkıra hıçkıra boşalacağım. Elimi bacakarama atmak için dayanılmaz bir istek var.

Binaya zor girip sırtımı duvara yaslayıp bekliyorum. Aynı şeyler beni üçünün siktiği gün de olmuştu. O gün bir vitamin vermişti şimdi de bir meyve suyu dayadı elime. Ev anahtarı ile zor açıyorum kapıyı. Tanıdıklar ile dolu güvenli bir apartman olduğundan tek kilidi çevirince içerdeyim. İki kilit çevirecek kadar güç yok elimde.

Pardesümü, gömleğimi, dölleri sürünmüş kıyafetlerimi banyo içine atıp kendimi yatağın üzerine zor bırakıyorum. Derin nefes almalarıma rağmen vücudumdaki alev, kalbimin hızı azalmıyor. Ağrıyan yerini tutan her insan gibi bacakarama bastırıyorum elimi. Sırılsıklam. Korkarak elime ve amıma bakıyorum. Tanıdık sıvılar. Am dudaklarım kabarmış. Ne verdiler bana böyle? Bacaklarım söz dinlemiyor. Sıkışmışım gibi bacaklarımı topladığımı fark ediyorum. Elim evlendikten sonra ilk defa kendi kendime boşalmak için kadınlığım ile buluşuyor. Bızırımdan elektrik çarpıyor parmaklarıma. Kendi içime gömüyorum iki parmağımı. Geçen hafta dağıttıkları kadınlığım ancak toparlanmıştı. Daha önceki hiç bir mastürbasyonumda yapmadığım bir şeyi yapıp kadınlığımın sularını bulaşmış sağ elimin parmaklarını ağzıma sokup kendi tadıma bakıyorum. Beğeniyorum kendi tadımı. O yüzden kopamıyor Servet amımdan. Şimdi sol elimin parmakları amımın içinde sağ elimin iki parmağını bir sik emer gibi emiyorum. Sadece bızırımı ezerek, parmaklarımı hafifçe içime sokarak oynuyorum kendimle. Servet’in arka deliğimi yalarken aldığım zevki hatırlıyorum. Ağzımda ıslanan bir parmağım dokunulmamış arka deliğime batıyor. Yatak odamın duvarlarında Ali’nin beni içimi dışıma çıkartırcasına siktiği günlerdeki gibi çığlıklarım yankılanıyor.

Bir saat sonra kalkabiliyorum. Duş altındayken bile göğüs uçlarım dimdik, kadınlığımın istediği kalın uzun bir şey. Çevrede öyle bir şey bulsam sokacağım. Sıcak duşu ılığa sonra soğuğa çeviriyorum. Biraz iyi geliyor. Çantamı boşaltıp içini siliyorum. Sardıkları sigara çantamda hala. Sakinlerim diye onu yakıyorum. Kanepenin üzerinde tv karşısında erkenden sızıyorum.

Bütün gece rüyamda en sevmediğim kardeş Selçuk’un uzun siki üzerinde zıplıyorum. Servet beni alkışlıyor onun da sikini emiyorum üstüme kilolarca boşalıyor nefes alamıyorum. Sabaha karşı uyku ile uyunma arasında kapı anahtar ile açılıyor Ali gelmiştir. Ne Alisi be diyerek doğruluyorum. Kapıyı açan Serhat bir çığlık kopuyor ağzımdan, eliyle sus yapıp kapıyı kapıyor. Telefon çalıyor hemen üst komşu. Yok bir şey diyorum, bardak kırdım sabah sabah. Serhat telefonun başında bekliyor zaten.

– Nasıl girdin diyorum sinirli ama fısıldayarak. Ali’nin anahtarlığını sallıyor. Bir sürü laf sıralıyorum. Küfürler, bana verdikleri ilaçlar, hiçbirine cevap vermeden buzdolabını karıştırıyor.

– Müdüre mesaj at. Hasta olduğunu yaz. Bugün seninle açık açık konuşmak gerekecek. Yine bağırıyorum dinlemeden telefonumu alıp o mesaj yazıyor benim ağzımdan. Sonra belindeki silahı çıkartıp ağzıma sokuyor. Soğuk buz gibi çelik.

– Amına koduğumun orospusu attırma kendini bir çöplüğe yeter nazın demle bir çay, kahvaltıda çözelim şu işi. Ne dedim sana her itirazda daha kötü cezalandırırım seni.

Sabahın beş buçuğu. Üzerimde sadece iç çamaşırsız giydiğim gecelik. Üstüme bir şey giymek istiyorum. İzin vermiyor bağırarak. Konuşmadan kahvaltı hazırlıyorum. Sinirlerim laçka elimden tabaklar düşüyor ekmeği titremekten kesemiyorum. Kahvaltı çay biraz sakinleştiriyor. O da net net sıralıyor. Ali’nin yaptığı son salaklıkla kendilerini piyasaya rezil ettiğini, normalde Ali’den beş kuruş alamayacaklarından evini yağmalayıp onun da bacağına sıkıp bırakacaklarını, para eden tek malı beni de siktikten sonra para veren bir pavyona veya ağaya satacaklarını anlatıyor. Bizim gibi çulsuzlardan başka türlü para alınmazmış. Benim şansım güzelliğim, abilerinin bana göz koyması ve kendilerine saklamak istemesiymiş. Dediklerini yapmaktan ise intihar edeceğimi söylememe gülüyor sadece.

– Bizim için zararı yok abim başka bir amcık bulur yalayacak. Bir sürü hıyar var borç yapıp dayağı yiyince anasını, bacısını, karısını kendi eliyle getiren. Biz yine de Ali salağının malımızı kaptırdığı hıyarlara sonra Ali’ye filan seni nasıl siktiğimizi gösteririz ki bizimle iş yapanlar ayağını denk alsın. Baban da kırk yıllık esnaf bir gün bir yerde onun da kulağına gider.

Gözlerim karardı. Ölüm bile kaçış değil yani.

– Ne verdiniz o gün ve dün bana?

– Tecavüz hapı diye geçer bizim aramızda. Normalde bir tane atarız karılara ama sen otlusun diye yarım attık. Uçtun. Sen de az yarak delisi değilmişsin ha.

– Kapat çeneni dedim

– Dün de mi uçtun lan. Güldü. O dibinin dibi idi benim de sonradan aklıma geldi. Kızıyon ama sen de yarak yemeye doymuyorsun be.

– Siktir git lan evimden. Çok sağlam bir tokat çaktı bu sefer. Belindeki silahı çekip tekrar ağzıma soktu.

– Bak abim denen sapık amını yalamaya hasta olmasa şurada sokardım götüne bu silahı. Saçlarımı eline dolayıp yatak odasına kadar yerde sürüklüyor. İçeri dönüp yanındaki çantadan çıkardığı bir kelepçe ile ellerimi arkadan kelepçeliyor. Mutfağa gidip elinde bir bıçak ile dönüyor.

– Aman öldürme beni diyorum.

– Saçmalama lan kaltak

Yatak çarşafını bıçak ile uzun uzun kesip ayaklarımı da bağlıyor.

– Sakin sakin konuşacağız bağırırsan ağzına da bez tıkarım. Dayağı da yersin.

Bıçak ile üzerimdeki geceliği kesip atıyor. Sütyenim yok zaten, donumu keserken soğuk demir korkutuyor irkiliyorum. Çekiştiriyor üzerimdekileri. Yatak kenarında ellerim arkadan kelepçeli bacaklarım bağlı çırılçıplağım. Evde alkol olmamasına kızıyor. Telefon ile birilerini arıyor. Alkol, hazır yemek siparişleri veriyor öğle yemeği için işteki çantamı da getirin diyor. Apartman konusunda uyarıyorum. Tamam bir çocuk ile gönderirler diyor. Çıplak halimi inceliyor tekrar. Göğüslerimi alttan kavrayıp sallıyor.

– Harbiden taş gibi karısın. Abim haklı valla.

Abimin talimatları bunlar diye başlıyor. Söylediği her cümleden sonra da suratıma, göğsüme bir tokat çakıp onayımı bekliyor. Onay vermekte gecikirsem bir tokat daha. Cumartesileri haftaiçinde de iki üç gün çağırdıklarında çocukların öğretmeni adıyla geleceğim. Arada bir kaç yeri aramak veya iş için dilekçe yazmak için beni kullanabilirlermiş. Öğretmen kadınmışım. Benzinlikte filan bir sürü yazma işi oluyormuş ve bir de düzgün işleri olan benzinlikti gıda deposuydu gibi firmaların temsilcileri geldiğinde benim ortalıkta sekreterlik yapmamı istiyorlardı. Vitrin mankeni olacağım yani. Ne kadar sürecek bu işkence dediğimde boş gözler ile baktı. Telefonu elime verdi babam ile konuşmam için. Babam hayır dedi o adamlar karanlık tipler ben ısrar edince akşam eve emniyet müdürünü çağıralım, otuzbeş yıllık dostu. Tayinini buraya aldırmak için çok uğraştığı askerlik arkadaşı.

– Tamam bu iş abime söyleyim emniyet müdürünü tanır o.

Üşüyorum. Giyinmeme izin vermiyor. Bir iki saattir aynı pozisyonda soru cevap tokat devam ediyoruz. İtiraz tokat demek. Üçünün orta malı olacağım istedikleri zaman sikecekleri bir ortama döve döve evet dedirtiyor. Gelen malzemeleri hazırlamam için beni çözerken, getirilen çantasından çıkardığı köpek tasması gibi birşeyi boynuma takıp sıkıyor. İtiraz ettiğim onda kafama bir tokat iniyor. Elinde tuttuğu zincir ile çıplak olarak yemekleri koyuyorum masaya. İki bardağa viski koyuyor.

– Ben viski içmem

Kafamı bastırarak yere kadar indiriyor. Boğazımı sıkarak viski şişesini boğazıma sokuyor ve baş aşağı ediyor. Korkunç acı bir tat boğazımı yakıyor. Viski ciğerlerimi yakıyor. Öksürerek boğulmamak için çırpınıyorum. Ciğerlerimden ağzımdan viski ve tükürük fışkırıyor. Gözlerimden yaşlar dökülüyor.

– Anlamadın mı lan hala. İtiraz edersen amımız değil köpeğimizsin. Karar senin. İçecek misin?

– Evet. Zorla bir yudum alıyorum.

Tuvalete gideceğim ben diyerek ayağa kalkıp beni de peşinden sürüklüyor. Tasmamın bir ucunu tutarken tek bileğimden çıkarmadığı kelepçeyi kalorifere tutturuyor. Hayatımda ilk defa bir erkek karşımda işiyor. O da banyoda soyunuyor.

– Sikimimi emmek istiyorsun diyor.

– Hayır diyorum düşünmeden. Zincir ile boğazımı sıkıyor. Nefessiz kaldığım an bırakıyor.

– Sikimimi emmek istiyorsun.

Elimi sikine uzatıp ucunda kalan çiş damlasını siliyorum ve sikin başından başlayarak dibine kadar yalıyorum. Çiş kokusu midemi kaldırıyor. O aldırmadan ellerini çek diyerek kafamı sikine bastırıyor. Sikini itekledikçe ağzımın içinde yer kalmıyor. Boğazıma değdiğinde duruyor. Biraz daha itekleyince öğürerek öksürmeye başlıyorum. Ağzımdan çıkıyor

– Güzel, yakında Selçuk’un siki bile tamamen alırsın sen.

Yemeği yerken hiç konuşmuyoruz. Viskiyi önüme doğru itekleyince bir yudum daha alıyorum. Berbat bir tadı var ama üşümem azalıyor en azından. Zorla bardağı bitirip tekrar dolduruyor. Ablam arıyor. Açıp sesi hoparlöre alıyor. Ablam gelip sana bakayım filan derken sikini suyuma sokuyor, dudaklarıma sürtüyor sikini. Ses edemiyorum. Viskisinin içindeki buzu göğüslerime sürüyor. Zor kapattırıyorum ablama telefonu.

– Ne yaptığını zannediyorsun sapık herif dememle boynumdaki zinciri çekip yere savuruyor beni mutfaktaki halıyı çekip taş zemine oturtup elimdeki kelepçeyi mutfak dolabına takıyor. Bağırsam apartman duyacak, için için ağlıyorum.

– Sana istediğimizi istediğimiz zaman yaparız. Amcık. Tokat eğitmedi mi seni? Laftan anlamıyorsan köpeksin sen o zaman. Elinde koca bir bardak soğuk su ile geliyor, içiyorum. Bir tane daha getiriyor onu yere koyduğu tabağa döküyor. Oradan iç köpek. Bir kaç yer ile telefon ile görüşüyor. Kafamı bastırıp zorla su içiriyor. Viski bardağını boğazımı sıkarak ağzıma boca ediyor. Öksürüyorum acı ile.

– Ablan da güzel mi orospu? Cevap vermeyince bir tekme geliyor sırtıma.

– Güzel. Bir resmi yok mu diyerek etrafı karıştıyor.

– Yaşlı imiş sikmeyiz biz bu karıyı.

Taşın soğuğu içtiklerim çişim geldi. İzin istiyorum. Cevap bile vermiyor. Gelip musluk lavabosunu da açıyor. Şakır şakır. Bir iki dakika ağlayarak yalvarıyorum. Karşımda oturmuş gülüyor sadece. Ne kadar dayansam da boşuna gözlerimi kapayıp kafamı çeviriyorum ve yavaşça çişimi kaçırıyorum mutfağın ortasında.

– Burası demek sizin evin tuvaleti.

– Hayır deyince karnıma bir tekme atıyor.

– Burası mı tuvaletiniz?

– Evet

Önümde dikiliyor. Önce önüme koyduğu su kabına sonra sırtıma saçlarıma işiyor. Sıcak idrarı her yerimi kaplıyor. Kokudan midem bulanıyor.

Gelip ellerimi çözüyor. Tasmamdan çekerek hadi temizlenmeye diyerek banyoya götürüyor. Dışarı çıkmıyor çişim var dememe rağmen. Kuvete sokuyor sen bizim amcığımız değil köpeğimizsin buraya işe. İşememi seyrediyor. Gözlerimi kapadığım an tokatı göğsüme yiyorum. Bana bak işerken. Çaresiz kuvetin içine işiyorum. Soğuk su ile yıkıyor beni. En çok amımın çevresini sabunluyor. Sonra vileda kullanmama izin vermeden dört ayak üstünde mutfağı sildiriyor bez ile. Ben o pozisyonda iken Selçuk ile görüntülü konuşup beni gösteriyor. Kıçını salla diye tokatlıyor kıçımı. Sallıyorum. İyi ki seni üniversiteye göndermişiz diye gülüyorlar. Elimde kolumda güç yok sadece sürükleniyorum peşinde. Kısa bir süre duraklarsam nereme geldiğine bakmadan tokat tekme atıyor. Üçüncü veya dördüncü bardak visk**en sonra kahve yaptırıyor. Kahvesini içerken bacaklarımı aralayarak karşısına oturtuyor ve manzarayı seyrediyor. Boynumdan çekiştirip bacak arasına kadar getiriyor tasma ile,

– Taşak yalamak istiyorsun gel buraya. İtiraz yumruk veya dayak demek.

– Evet istiyorum.

– Sadece taşaklarımı yalayacaksın. Yalıyorum. Kılsız açık renk taşaklarını Taşaklarını eli ile havaya kaldırıp suratıma koyuyor burnumun üstüne. Götümü de yala kaltak diyor. Dilimi değdirmeye korkarak göt çevresini de yalıyorum. Ağır koku midemi kaldırıyor. O kıçını suratıma bastırıyor.

– Çok güzel dilini gezdir. Dilimi göt deliğinde gezdiriyorum. Taşaklarını ağzıma sokmaya çalışıyor birer birer.

Şansıma telefon çalıyor çabuk bitiyor bu eziyet.

– İlk işin geldi diyerek tasmamı çekiyor. Telefonununda üç tane yabancı fizikli kızın bir çok çıplak resmi. Hangisi en güzel lan sence

– İlki diyorum. Gerçekten de sarışın ipince dolgun göğüslü bir kız.

– Emniyet müdürü ben babasını ikna ederim demiş. Her işten sonra bir Rus ister puşt biraz da dolar. İlk kızı gönderin diye mesaj yazıyor. Evimize bile sık sık gelen defalarca babamın dükkanda gördüğüm emekliliğini bekleyen herif. Akşam onunla babamın evinde buluşacağımızı hatırlatıyorum.

Cevap vermeden evde dolaşıyor. Düğün resmini görüp gelinliğim nerede diye soruyor.

– Dolapta

– Git giy o zaman

– Ama der demez kıçıma bir tekme atıyor.

– Altına o günkü çamaşırlarını da giyeceksin orospu. Tasmamla çekiştirip yere indiriyor. Köpek gibi emekle amına koyduğum. Karar ver köpek misin amcık mısın?

– Amcık diyorum.

Tüm çekmecelerimi karıştırıp gelinliğim, beyaz bir külot ve gelinlik jartiyerimi buluyor. Giy bunları deyip üzerime atıyor. İçine zar zor sığdığım gelinlikle beklerken galiba sarhoşum, çevrem dönüyor. Odaya döndüğünde

– Sen kimin karısısın lan

– Ali diyorum refleks olarak. Tokadı basıp iki elimi tepeden kelepçeliyor. Bacaklarımı göğüslerime kadar katlayıp bastırıyor.

– Pespembe bir amcığın var lan. Hiç siken oldu mu? Düşünüyorum bu sefer cevap verirken

– Hayır diyorum

– Aferin. Seni nasıl sikeyim?

– Nasıl istersen.

Dillemeye başlıyor. Abisi kadar uzun sürdürmüyor. Zaten tabak gibi açılmış amıma tek defada bastırıyor sikini.

– Kimindi bu am?

– Senin. Der demez yanlışımı hatırlıyorum ve yiyorum tokadı.

– Servet’in amıyım ben.

Nefret edilesi bir durumdayım ama iki vücudun çarpışma sesleri, sarhoşluk ve içimde gezinen sik yine gerçeklikten koparıyor. Vücudumun her noktasında tokat ve tekme ağrıları. Gerdek yatağımda gelinliğimle hayvan gibi sikiyor bir serseri. Üzerimde zıplıyor sanki. Haklılar mı yoksa yarak delisimi oldum ben. Kalçalarımız o kadar hızlı çarpıyor ki hıçkırıyorum sadece.

Ellerimi çözüyor. Önündeki düğmeleri kopardığı gelinliğimden çıkardığı göğüslerimi dillemeye başlıyor. Kollarım niye boynuna dolandı. Tekrar birbirine bacakları kolları dolanan iki sevgili gibi sevişiyoruz. Karşı koyamıyorum. Yılan gibi kalçalarını oynatarak sikini gezdiriyor içimde. Kalın kökü değişik bir baskı yapıyor tam girişime.

– Ben de bu memelere hastayım. Selçuk da götüne hasta bakalım ne zaman patlatır o götünü. Bakire mi lan götün. Kafa salladım sadece. O dev girmez arkama.

Kadınlığıma sikini sert sert vurdukça göğüslerim ileri geri sallanıyor. Ezilen tokatlanan yerleri acıyor.

– Domal bakayım. Dört ayak üzerinde de kalçalarıma tokatı vura vura sikiyor. O sertleştikçe gündüz vakti çığlıklarım duyulmasın diye yastığı ısırıyorum. Bu herif gerçek bir sikiş ustası. Orgazmım yaklaştıkça tokatın kalçalarımı sıkmasının sertliği de artıyor. İki tezat his acı ve zevk at başı gidiyor. Siki değişik açılar ile gezerken hassas göğüs uçlarım parmakları arasında bir eli arka deliğimi okşuyor. Sikinin kökü çok kalın kalçalarımız birleştiğinde girişim patlayacak gibi geriliyor. Elini saçıma dolamış boynumu acıratak çekiyor. Sessiz çığlıklar ve gözlerimi yaşartarak boşalırken o tanıdık vızıltıyı duyuyorum. Bızırıma değmesi ile gündüz vakti filan unutuyorum ve çığlığı atıyorum. İçimden çıkıp sırt üstü çeviriyor tekrar. Vibratörü bacakarama sokuyor ben ise yatağın içinde savrularak kaçmaya çalışıyorum. Ayağını suratıma bastırıyor. Kıpırdasam boynum kırılacak. Vücudum yay gibi gerilirken memelerimi dilliyor. Kaskatı kesilip nefessiz bırakıyorum kendimi. Ölümün kıyısından dönmüş gibiyim. Vızıltı susuyor. Yan çevirip tekrar içime giriyor ama bu güzel siki bile hissedemiyorum. Tekrar çiftlik evinde yaşadığım duygu, tüm vücudum tek parça bir am sadece. Zaman duygum yok ne kadar süre geçti bilmiyorum. Kalçalarıma batan tırnaklarının acısı ile gözlerimi açtığımda içime boşalan bir erkek suratı görüyorum. Orgazm olurken vücudumda acı da istiyorum. Aynı anda yükselsin ikisi birden.

Uyuklarken telefonda abilerinden biri ile konuşuyor.

– Ulan iki günde karı hazır oldu ya inanamıyorum. Boş yere kafes kamçı filan da almıştım. Haklısın abi haklısın. Karı sikilmek için yaratılmış. Büyük hayvan bu üç kişi bile girilir.

– Kısa diz üstü dar etekler, bir kaç gömlek al içine de dantel sütyen. Topuklu giyeceksin bir de işe gelirken. Çorap yok. Üstüme para atıyor. Kıyafetleri alınca foto at. Üç gün sonra şöför göndereceğim seni getirir. O sessizce apartmandan çıkıyor. Ben ucu ucuna akşam yemeğine yetişiyorum. Mazbut aile babası sandığım şerefsiz emniyetçi, Şevket Bey’in saygıdeğer iş adamlığından, mutaasıp aile yaşantısından bahsediyor. Yemek yer yemez şişko kısa karısı ile kalkıyorlar. Bu gece bir operasyon var emniyette olmam lazım diyor. Operasyonunu ben seçtim pezevenk diye bağırmak istiyorum arkasından.

  • tags

Related Posts

Got Something To Say:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*