escort Olga

Olga, 7-8 yıldır İstanbul’da. Ukraynalı, sarışın, mavi gözlü, 30’lu yaşların ortasında. İnce uzun, tığ gibi bir kadın, yüz güzeli değil ama sevimli, biraz da dişlek.

Keyfi yerinde olduğu zamanlar güleç bir hatun, konuşmayı sever. Çocuk gibidir, içindekini söyler, dilinin ucuna geleni tutamadığından başı belaya girdiği zamanlar olmuştur.

Türkiye’ye ilk, modelistlik yapmak için gelmiş, çalışmak için. Zeytinburnu’nda bir tekstil firmasında çalışmış 7-8 ay. “Çok çalışıyordum” diyor, fazladan para kazanmak için mesailere kalmış sürekli. Sonra parasını alamamaya başlamış çalıştığı yerden. Canına tak dediği noktada sinirlenip kavga etmiş adamlarla, adamlar bunu bir güzel dövmüşler.

Olga’nın kardeşi ve teyzesi evli, kocalar Türk. Sorunsuz kalabilmek için anlaşmalı evlilik yapmış bir Türk’le zamanında, 1 ay sonra da broşanmış. “Kaç para vermiştin” dedim, modelistlik parasının neredeyse hepsini vermiş adama. İyi dikiş biliyor, kendi elbiselerini aldığı kumaşlardan kendi dikiyor genelde, becerikli. İstanbul’dan ucuza bulduğu elbiseleri Ukrayna’ya gönderiyormuş bazen. Çok parasız kaldığı, normal iş olmadığı zamanlarda Aksaray’da birkaç yere takılıyor.

7-8 yılda biriktirdikleriyle kendine küçük bir ev aldı 3-4 ay kadar önce, ev dediğim 1+0.5 , kutu gibi. Evi harap halde aldığı için usta tutmuş, tuttuğu usta işi ağırdan almış, yaptığı kısımları da yalapşap yapmış. Aldığı paranın karşılığı kadar iş yapmadığından onunla da kavga etmiş. İşe başlamadan önce sözleşme yapmışlar ustayla. “Mahkemeye verdim, alacağım paramı geriye” dedi. Bozulmasın diye mahkemeden birşey zor çıkar demedim.

“Nasılsın?” diye mesaj attım iki hafta önce, “Stres var” diye cevap yazdı. Uzatmadım. Stres var, eskortların “canım sıkkın” yerine kullandıkları birşey. Keyfi yerine geldiğinde mesaj attı;

– Yeni evime gelmeyecek misin?
– Ev hediyesi almak lazım sana, ne lazım?
– Sen gel.

Evi çalıştığım yere yakın, bir geç iş çıkışı uğradım, bir şişe viski ve mebzul miktarda sodayla birlikte. Kapıyı açtığında elinde bir tornavida vardı, elektrik prizleriyle uğraşıyormuş. Hiç beceremediğim işler. Evi apartmanın en alt katında, apartmanın ana girişinden 3 kat aşağıya iniyorsunuz. Kot farkı çok. Evinin önü 25-30 metrekarelik duvarla çevrilmiş bir broşluk, apartmana ait, ama kimse kullanmıyor. Oraya büyük bir salıncak almış, oturulabilir olanlardan, güneşlikli. Bir tane masa koymuş, ortasında cam bir vazo, içine henüz birşey koymamış.

İçk**en ilk yudumumu alırken “Olga, çok güzel olmuş burası, güle güle otur” dedim. Bana hevesle yaptıklarını, daha neler yapacağını anlattı. O broşluğa biraz toprak alacakmış, birşeyler ekmek için. Şuraya şunu buraya da bunu yapacağım diye uzun uzun anlattı.

Hıyarlığımdan, “stres geçti mi?” dedim. Yüzü gölgelendi. “Bazen ben anlamıyorum nerde yanlış yapıyorum, tüm kapılar kapanıyor, hepsini buraya atıyorum, birikiyor, stres oluyor” dedi kafasını göstererek. Konuyu değiştirmek için “ev hediyesi ne alıcaz sana” diye sordum. Mahçup güldü, “Sen bilirsin”.

Öteki eskort arkadaşları büyükçe bir mangal almışlar buna, kömürünü bile getirmişler. Parti yapacaklarmış. “Güzel mi senin arkadaşların?” dedim, elime vurdu. Olga’yı 2 senedir tanırım. İşimiz bittiğinde bazen parayı almayı unutur. 2. görüşmemizde paranın yarısını geri vermeye çalışmıştı “ben de zevk aldım” diyerek. Tanıdığım en metanetli kadınlardandır.

Bu yazdıklarımda isim sahte, yaşanan gerçektir. Sahi, sizin aklınıza eskort deyince ne geliyordu? Algınızı gözden geçirmenizi öneririm!

  • tags

Related Posts

Got Something To Say:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*